“EN UCUZ TEKLİF” Mİ, YOKSA KİLİMLİ’NİN GELECEĞİ Mİ?
Dev proje Öztürk İnşaat’a verildi… Peki bu büyüklükte bir işin altından kalkabilecek mi?
Kilimli’nin geleceğini doğrudan ilgilendiren Kilimli Sahil Projesi, daha şimdiden tartışmaların merkezine oturdu.
İhaleyi en düşük teklifi veren Öztürk İnşaat’ın aldığı belirtilirken, asıl tartışma şimdi başlıyor:
Bu proje gerçekten bu işi en hızlı, en kaliteli ve zamanında yapabilecek firmaya mı verildi, yoksa yalnızca maliyet avantajı nedeniyle mi tercih edildi?
Çünkü ortada sıradan bir yol, kanalizasyon ya da su hattı işi yok.
Ortada Kilimli’nin sahil dokusunu değiştirecek, ilçeye ciddi ekonomik ve sosyal değer kazandırabilecek devasa bir proje bulunuyor.
BU, SIRADAN BİR İNŞAAT İŞİ DEĞİL!
Öztürk İnşaat’ın su hatları, depolar ve kanalizasyon altyapısı gibi işlerde deneyimli olduğu ifade ediliyor.
Ancak kamuoyunun merak ettiği asıl konu başka:
Firmanın bugüne kadar bu ölçekte, bu kapsamda ve deniz dolgusundan dalgakıranlara kadar çok farklı mühendislik süreçlerini içeren bir sahil projesini tamamladığı biliniyor mu?
Çünkü Kilimli Sahili'nde;
- Dolgu çalışmaları yapılacak,
- Dalgakıranlar oluşturulacak,
- Proje alanları hazırlanacak,
- Deniz ve kara arasında ciddi mühendislik çalışmaları yürütülecek,
- Çok sayıda farklı imalat aynı anda gerçekleştirilecek.
Böylesine büyük bir projenin yalnızca “en düşük fiyatı kim verdi?” anlayışıyla değerlendirilmesi halinde ortaya çıkabilecek risklerin hesabını kim verecek?
KİLİMLİ’NİN GELECEĞİ “UCUZ”A MI İHALE EDİLDİ?
Burada çok açık bir soru sormak gerekiyor:
Kilimli’ye hızlı, kaliteli ve kalıcı hizmet götürmek mi amaçlandı, yoksa ihale maliyetini aşağı çekmek mi?
Çünkü en düşük fiyat her zaman en doğru tercih anlamına gelmez.
Büyük kamu projelerinde önemli olan yalnızca işi ucuza yaptırmak değil;
işi zamanında bitirmek, kaliteli yapmak, teknik şartlara uygun gerçekleştirmek ve yıllarca vatandaşın kullanabileceği kalıcı bir eser ortaya çıkarmaktır.
Eğer proje zamanında tamamlanamazsa bunun bedelini kim ödeyecek?
Firma mı?
İhaleyi yapanlar mı?
Yoksa her zamanki gibi Kilimli halkı mı?
“10 YILDA BİTMEZ” İDDİASI KAMUOYUNUN ÖNÜNE KONULMALI!
Kulislerde ve kamuoyunda proje için ciddi soru işaretleri konuşulmaya başlanırken, projenin ihale takviminde öngörülen sürede tamamlanıp tamamlanamayacağı şimdiden tartışma konusu.
Kilimli halkının görmek istediği şey açık:
Şantiye kurulacak mı?
Çalışmalar hangi hızda başlayacak?
Firmanın bu büyüklükte bir projeyi tamamlayacak makine, ekipman, teknik kadro ve finansal gücü var mı?
Proje takvimine uyulabilecek mi?
Ve en önemlisi:
“BU PROJEYİ KİMİN YAPTIĞI DEĞİL, KİLİMLİ’YE NE ZAMAN VE NASIL KAZANDIRILACAĞI ÖNEMLİ!”
Kilimli Sahil Projesi başarıyla tamamlanırsa ilçenin çehresini değiştirebilir.
Kilimli için turizmden ticarete, sosyal yaşamdan kent estetiğine kadar ciddi bir değer oluşturabilir.
Tam da bu nedenle bu proje deneme-yanılma yapılacak bir proje değildir.
KİLİMLİ HABER SORUYOR:
Bu ihale neden en düşük teklif üzerinden sonuçlandı?
Firmanın bu büyüklükte bir projeyi gerçekleştirme kapasitesi nasıl değerlendirildi?
Daha önce benzer ölçekte tamamladığı projeler hangileri?
Projenin öngörülen sürede bitirilebileceğine dair hangi teknik değerlendirmeler yapıldı?
İş gecikirse sorumluluk kimde olacak?
Ve en önemlisi:
BU İHALE KİLİMLİ’YE HİZMET İÇİN Mİ YAPILDI, YOKSA SADECE “EN UCUZA” İŞ YAPTIRMAK İÇİN Mİ?
Kilimli halkının artık laf değil, şantiye; vaat değil, sonuç görmeye ihtiyacı var.
Çünkü Kilimli Sahili, bir firmanın kapasitesini test edeceği sıradan bir iş değil.
Burası Kilimli’nin geleceği.
Ve Kilimli’nin geleceğinin bedelini, yanlış planlamanın ya da yanlış tercihin sonucunda Kilimli halkının ödemesine kimsenin hakkı yok.